Op.Dr. Cem Zeybek kimdir ?

1964 yılında İzmir'de doğan Dr. Cem Zeybek, Saint - Joseph ortaokulu ve İzmir Atatürk Lisesi'ni bitirdikten sonra 1989 yılında  Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde tıp eğitimini tamamlamıştır. Aynı yıl Fransa'da ihtisas giriş sınavını kazanarak Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi ihtisasına başlamış ve 1995 yılında Toulouse Paul Sabatier Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Kliniği'nden ihtisasını almıştır. Prof.Dr. Michel COSTAGLIOLA ve Prof.Dr. Jean-Pierre CHAVOIN'in öğrencisidir. Aynı yıl Fransız Plastik Cerrahlar Birliği ( Collège Français de Chirurgie Plastique, Reconstructrice et Esthétique ) sınavını da başarıyla geçen Dr. Zeybek, Fransa'da Auxerre bölge hastanesinde çalışmış, askerlik görevini tamamladıktan sonra Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Kliniği ve muayenehane hekimliği olmak üzere bir süre Türkiye'de görev yapmıştır. Sonra tekrar Fransa'ya dönmüş ve Nancy Üniversite Hastanesi'nde çalışmıştır. 2010 yılında ONEP'te Prof.Dr. Onur Erol'un yanında ''fellowship'' yapan Dr. Zeybek çalışma zamanını Türkiye ile Fransa arasında paylaştırmaktadır.

 

 

Ameliyatlar

 

Ameliyatlar 

Meme Büyütme

 

Meme estetiğinin en popüler ameliyatı olan meme büyütme için yıllardan beri uygulanan en güvenli yöntem meme protezidir. Serum fizyolojik ile dolu olan meme protezleri de bulunsa da, meme dokusuna en yakın yumuşaklığa sahip olanlar ve dünyada en fazla kullanılanlar silikon protezlerdir. Estetik sonuçları çok iyi olan bu meme büyütme yönteminde yuvarlak ya da anatomik (damla şeklinde) protezler kullanılmaktadır. Bu protezlerin yüzeyleri de düz ya da pürüzlü olabilir. Meme protezinin büyüklüğü, tipi ya da şeklinin seçiminde hastayı yönlendiren genellikle plastik cerrahtır. Bu seçimde protez konulacak kişinin hangi tip ve büyüklükte meme istediği önem taşıdığı kadar, o kişinin boyu, kilosu, omuz genişliği, deri altı dokusunun kalınlığı gibi faktörler de rol oynar. Meme büyütme ameliyatında protezler meme dokusunun arkasına ya da meme dokusunun arkasındaki kasın altına yerleştirilebilirler. Protezler meme altından, meme ucundan ya da koltuk altından yerleştirilebilmektedir. Meme protezleri hamilelik ve emzirme nedeniyle sarkmış ve küçülmüş memelere dikleştirme ameliyatı ile kombine olarak da konabilmektedir. Ameliyat genel anestezi altında gerçekleşir, yaklaşık 1 saat sürer ve genellikle 1 gece hastanede yatmayı gerektirir.

 

Meme büyütme hakkında sık sorulan sorulara bu linkten ulaşabilirsiniz.

Yüz ve Boyun Germe

 

Yüz germe ya da diğer adıyla lifting, yaşlanma nedeniyle çökmüş, sarkmış yüz ve boyun dokularının toparlanarak yukarıya çekilmesi ameliyatıdır. Hem kadınlara hem de erkeklere uygulanabilir. Yüz germe ameliyatında amaç, yüzün şeklini değiştirmek değil, aynı yüzü 10 - 15 yıl önceki haline geri döndürmektir. Yani bir tür ''restorasyon''dur. Yüz derisinin altındaki dokular gerilerek yukarıya çekilir ve yüz derisi bu yukarıya çekilmiş dokuların üzerine oturtulur. Sonuç son derece doğaldır. Eğer gerekirse çene altındaki yağ fazlalıkları da liposuction (yağ emme) yöntemiyle alınır. Bu ameliyat göz kapağı estetiği, yağ enjeksiyonu gibi yüzün diğer gençleştirme ameliyatlarıyla birlikte aynı anda kombine olarak da yapılabilir. Bu, elde edilecek sonucun daha da çarpıcı olmasını sağlar.

Yüz - Boyun germe ameliyatı, yaşlanma belirtilerinin belirgin hale gelmeye başladığı 40 - 45 yaşlarından itibaren yapılabilir. Ayrıca alınacak sonuç Botox enjeksiyonu, peeling, lazer uygulamaları ile de desteklenebilir. Akılda tutulması önemli bir konu, bu ameliyatı olmayı düşünen bir kişinin yara iyileşmesini bozmamak için ameliyattan 2 ay önceden itibaren sigarayı bırakması gerekliliğidir.

 

 

 

Yüz ve Boyun Germe hakkında sık sorulan sorulara bu linkten ulaşabilirsiniz.

Meme Dikleştirme

 

Doğum, emzirme ya da kilo kayıplarına bağlı olarak meme dokusunun hacim kaybederek sarkmasına karşı yapılan ameliyattır. Amaç memeyi yukarı kaldırarak meme dokusunun, kendini çevreleyen deriye adapte edilmesi ve meme ucunun meme sarkmadan önceki pozisyonuna taşınmasıdır. Her cerrahi girişimde olduğu gibi bu ameliyatta da yara izi kalmaktadir. Bunlar, sarkmanın derecesine ve kullanılan cerrahi tekniğe gore az çok farklılıklar gösterebilir. İzler 6 ay – 1 yılın sonunda beyazlaşır ve çok az belli olur. Ameliyat genel anestezi altında gerçekleşmekte, yaklaşık 2 saat sürmekte ve 1 gece hastanede yatmayı gerektirmektedir.

Sonucu daha etkili kılmak amacıyla meme dikleştirilirken, çoğunlukla içine meme protezi de konmaktadir.

 

Meme dikleştirme hakkında sık sorulan sorulara bu linkten ulaşabilirsiniz.

Meme Küçültme

 

Meme hipertrofisi, memelerin kişinin vücut yapısına oranla büyük olması durumudur. Bu büyüklük genellikle sarkma ve bazen de her 2 meme arasında fark (asimetri) ile birliktedir. Bu duruma memelerdeki ağırlıktan dolayı boyun, sırt ve omuzlarda ağrı, giyinmede zorluk ve sportif faaliyetlerde güçlük de eşlik eder. Ayrıca hissedilen psikolojik rahatsızlık da göz ardı edilemez.

Meme küçültme ameliyatı meme hacmini küçültme, dikleştirme ve eğer varsa her 2 meme arasındaki simetri bozukluğunu düzeltmeyi amaçlar. Bunun için her iki taraftan fazla olan meme dokusu çıkarılır, iki meme eşitlenir ve büyüklükleri hastanın vücut yapısına uygun hale getirilir. Bu ameliyat 16-17 yaşlarından başlayarak hayatın bundan sonraki herhangi bir döneminde yapılabilir. Bu ameliyat olası bir hamileliği ve emzirmeyi engellemez. Ancak ameliyatla hamilelik arasında en az 6 ay, ideal olarak da 2 yıl olması uygundur. Ameliyat genel anestezi altında gerçekleşir, 2 - 3 saat sürer ve 1 gece hastanede yatmayı gerektirir. Meme küçültme ameliyatı sonrasında 1 ay kadar gece gündüz armatürsüz spor sütyeni takılır.

Meme küçültme hakkında sık sorulan sorulara bu linkten ulaşabilirsiniz.

Karın Germe

 

Tekrarlayan doğumlar sonrasında veya aşırı kilo verme sonucunda karın derisi ve derialtı dokusunda önemli sarkmalar ve çatlaklar oluşmaktadir. Karın germe ameliyatı bu estetik bozukluğu düzeltmeye yöneliktir. Ameliyatın prensibi, özellikle göbek altında çok belirgin olan bu bozuklukları gidermek için göbegin altında yer alan sarkmış ve çatlakları olan deri-deri altı dokusunu sıyırıp çıkarmaktır. Onun yerine daha kaliteli olan göbek üstündeki deri göbek altına doğru çekilir. Bu durumda hem bozuklukları olan kısım çıkarılmış hem de karın yüzeyel dokuları gerilmiş olur. Bu da ameliyatın amaçladığı estetik düzelmeyi sağlar. Çıkarılan kısım göbeğin hemen altından başlayıp kasıklara yakın bölüme kadar uzandığından, gerilen kısımda yeni bir göbek deliği açılır ve göbek bu delikten dışarı çıkarılır. Yüzeyel dokuların hemen altında yer alan karın kasları sağlamlaştırılır. Sonucu daha da iyileştirmek için bu ameliyat, karın çevre dokularının liposuction'ı ile kombine edilebilir. Genel anestezi altında gerçekleşen bu ameliyat 2 - 3 saat sürmekte ve 2 gece hastanede yatmayı gerektirmektedir. Düzgün ve komplikasyonsuz yara iyileşmesi açısından, ameliyattan 2 ay öncesinden başlayarak kesinlikle sigara bırakılmalıdır.

Karın germe ameliyatı sonrasında yaklaşık 3 hafta boyunca hafif baskı uygulayan bir korse giyilir.

 

 

 

Mini Karın Germe

 

Karnın çok sarkık olmadığı durumlarda sadece göbek altındaki bölgede, göbeğe dokunmadan yapılan daha limitli karın germe ameliyatıdır. Genel anestezi altında gerçekleştirilir ve 1 gece hastanede yatmayı gerektirir. Mini karın germe, karın ve bel bölgesinde liposuction ile birlikte uygulanabilir.

Karın germe hakkında sık sorulan sorulara bu linkten ulaşabilirsiniz.

 

Göz Kapağı Estetiği
(Blefaroplasti)

 

Göz kapaklarının estetik ameliyatı (Blefaroplasti), göz kapaklarında zaman içinde ortaya çıkan yaşlanma belirtilerini ortadan kaldırıp bakışlardaki yorgun ve yaşlı ifadeyi genç ve dinlenmiş hale getirmeyi amaçlar. Sadece üst, sadece alt veya hem üst hem alt göz kapaklarına aynı anda uygulanabilir. Tek başına yapılabilen bir ameliyat olabildiği gibi, lifting (yüz germe), yağ enjeksiyonu, lazer, peeling gibi diğer yüz gençleştirici girişimleri tamamlayıcı olarak da uygulanabilir. Hastanede yatmayı gerektirmeyen bu ameliyat lokal anestezi altında yapılır ve 2- 3 saatlik istirahatten sonra hastaneden çıkılabilir.

Kadınlarda ve erkeklerde uygulanabilen bu ameliyatla üst göz kapaklarındaki deri fazlalığı ve sarkması, deri altı dokusunun şişlikleri, alt göz kapaklarında da yine sarkmadan dolayı oluşan kırışıklıklar ve göz altı torbaları kolaylıkla giderilebilmektedir.

Ameliyat sonrası dönem ağrılı değildir ancak 2 – 3 gün evde dinlenmeyi gerektirir. Ameliyattan 7 – 8 gün sonra hafif bir makyajla normal aktivitelere dönülebilir.

Kepçe Kulak

 

Kepçe kulak ameliyatı, kulakları oluşturan kıkırdak dokusunun anomalisi nedeniyle oluşan görüntü bozukluğunu düzeltmeye yöneliktir. Özellikle okul çağındaki çocuklarda arkadaşları arasında alay konusu da olabilen "kepçe kulak" bu nedenle psikolojik sıkıntılara da sebebiyet verebilmektedir. Yapılan ameliyatla her 2 kulak normal görünüme kavuşmakta ve kulakların simetrisi sağlanmaktadır. Bu ameliyat erişkin çağlarda yapılabildiği gibi, çocuklarda 8 yaşından itibaren yapılabilmektedir. İsteğe bağlı olarak lokal veya genel anestezi altında gerçekleştirilebilir ve hastanede yatmayı gerektirmez. Kepçe kulak operasyonu yaklasik 1,5 saat sürmektedir. Ameliyat sonrası dönem ağrılı değildir. Ameliyattan sonra 8 gün boyunca kulakları ve başın bir bölümünü içine alan bir sargı uygulanmaktadır.

Yağ Enjeksiyonu

 

Yağ enjeksiyonu ya da otolog yağ enjeksiyonu aynı işlemi tanımlayan terimlerdir. Estetik cerrahide sık kullanılan bir yöntemdir. Kendi yağınızın özel bir işlemden geçirilip saflaştırıldıktan sonra yüzünüzün ya da vücudunuzun gereken yerlerine enjekte edilmesidir. Estetik amaçlı kullanımda ideal bir dolgu maddesidir. Kendi dokunuz olması nedeniyle hiçbir allerjik reaksiyona sebep olmaz. Saflaştırma işlemi tamamen mekanik yöntemlerle yapılmakta ve yağınıza herhangi bir katkı maddesi eklenmemektedir.
Yağ fazlalığı olan bölgelerinizden (karın, diz içi gibi) ince iğnelerle herhangi bir travmaya uğratılmadan yağınız alınmakta, saflaştırma işleminden geçirildikten sonra kullanılmayan gereksiz kısımları atılmakta ve yağın kalan değerli kısmı iğnelerle gereken bölgelere verilmektedir. Ağrısız ve iz bırakmayan bir uygulamadır. Hastanede yatmayı gerektirmez. Örneğin bu yöntemle yaşlanma nedeniyle çökmüş yüze genç yaşlardaki gibi kontur verilebilmekte, çenesi geride olan ve bu nedenle profilinden memnun olmayan kişilerin çenesinin görünümü düzeltilebilmekte, dudak konturları daha belirgin hale getirilebilmekte ve/veya dudaklar kalıcı ve doğal şekilde dolgunlaştırılabilmekte, yaşlanma nedeniyle iskeletleşmiş, damarları ortaya çıkmış eller gençleştirilebilmektedir. Tabii ki bu tekniğin kullanımı sayılanlarla sınırlı olmayıp daha bir çok estetik ya da rekonstrüktif amaçlı kullanımı mevcuttur. Aynı yöntem meme kanseri sonrası meme rekonstrüksiyonunda, doğumsal yüz asimetrilerinde, Perry-Romberg Sendromu, Poland Sendromu, Pectus excavatum gibi anomalilerin tedavisinde de çok etkili şekilde kullanılabilmektedir. Ayrıca saflaştırılmış yağ dokusunun kök hücre yönünden zengin olması nedeniyle radyoterapi görmüş alanların deri kalitesinin düzeltilmesinde de başarıyla kullanılabilmektedir.

 

Yağ enjeksiyonu hakkında sık sorulan sorulara bu linkten ulaşabilirsiniz.

El Gençleştirme

 

Yüz ve eller birer ifade aracıdır ve hep göz önündedirler. Yüz yaşlanmasından ve gençleştirme için çeşitli tekniklerden sık sık bahsedilse de el yaşlanmasından genellikle bahsedilmez. Oysa elleriniz en az yüzünüz kadar yaşınızı belli eder. Dolayısıyla el gençleştirme, belirli bir yaştan sonra yüz bölgesine yapılan lifting ya da doku enjeksiyonu gibi girişimlerin ideal bir tamamlayıcısıdır. Son yıllarda estetik cerrahi tekniklerindeki ilerlemeler lokal anestezi altında, tamamen kendi dokunuzu kullanarak, iz bırakmadan ve kalıcı bir şekilde ellerinizi gençleştirme imkanı sunmaktadır.

 

El gençleştirme işlemi nasıl yapılıyor ?


 Vücudun karın, diz içleri gibi yağ fazlalığı olan bölgelerinden ince kanüllerle alınan yağ, mekanik bir saflaştırma işleminden geçirilir. Daha sonra yine 1-2 mm'lik deliklerden çok ince kanüllerle el sırtındaki daha önce belirlenmiş ve işaretlenmiş bölgelere enjekte edilir. Enjekte edilen bu yağ dokusu, yıllar boyunca el sırtından kaybedilmiş olan dokunun restorasyonudur. El sırtındaki lekeler için ise lazer ya da hafifletilmiş bir peeling uygulanarak ameliyat sonlandırılır.

Liposuction (Yağ emme)

 

Liposuction, bir zayıflatma yöntemi olmayıp, genetik olarak kodlu olduğu için rejim ya da spor yapmakla eritilemeyen belirli bölgelerdeki yağların ince kanüllerle alınması işlemidir. En sade deyimle vücut konturlarının düzeltilmesidir. Lokalize yağların bulunduğu bölgelerde yapılan 2 -4 milimetrelik küçük kesilerden ucu künt kanüller deri altı yağ dokusu içine sokulur ve özel bir solüsyon enjekte edilerek emilmeye hazırlanmış yağlar bu kanüller vasıtasıyla çekilir.Liposuction ameliyatı hem kadınlarda hem de erkeklerde uygulanabilir. Liposuction, yağ emilecek bölgenin büyüklüğine göre lokal veya genel anestezi altında yapılır. Eğer uygulama yapılacak bölge büyük değilse lokal anestezi altında yapılabilir ve hastanede yatmayı gerektirmez. Ancak farklı birkaç bölgeden fazla miktarda yağ alınması öngörülüyorsa genel anestezi uygulanır ve 1 gece hastanede yatmayı gerektirir. Ameliyattan sonra, yağı alınan bölgenin düzenli iyileşmesi ve ödemi azaltmak için 3 hafta süreyle elastik bir liposuction korsesi giyilmesi gerekir.

Liposuction hakkında sık sorulan sorulara bu linkten ulaşabilirsiniz.

Jinekomasti

 

Çok sık görülen Jinekomasti, erkeklerdeki meme büyümesine verilen addır. İki taraflı, tek taraflı, simetrik ya da asimetrik olabilir. Genelde ağrısız olmakla birlikte dokunmakla ağrılı şekilleri de vardır. Nedenleri çok çeşitlidir ancak her dört jinekomastiden birinin nedeni bulunamamaktadır. Bunun dışında hayatın belirli dönemlerinde görülmesi normal olan " fizyolojik jinekomasti"ler, bir hastalıkla birlikte görülen "patolojik jinekomasti"ler ya da bir ilaç kullanımına bağlı "farmakolajik jinekomasti"ler diğer nedenleri oluşturur.
Hayatın 3 döneminde jinekomasti görülmesi normaldir: Birincisi, yenidoğan bebeklerde anneden kana geçen östrojen hormonunun neden olduğu durumlardır. Bu doğumu takip eden birkaç hafta - birkaç ay arasında normale döner. İkincisi buluğ çağıdır. Bu dönemde vücudun geçirdiği önemli hormonal değişiklikler esnasında kandaki östrojen oranının testosteron hormonuna oranı artmakta ve bu da buluğ çağına giren erkeklerde 18 - 24 ay boyunca jinekomastinin oluşmasına neden olmaktadır. Bunlar ameliyat edilmez, zira buluğ çağının sonunda normale dönmesi beklenir. Üçüncüsü ise 65 yaşından sonra oluşan ve yaşlanmaya bağlı olarak kandaki testosteron hormonunun azalmasına ve bir miktar testosteronun da östrojene dönüşmesine bağlı olan durumlardır.
 Bir hastalığa bağlı, yani "patolojik jinekomasti" nedenleri arasında karaciğer sirozu, ciddi beslenme bozuklukları, böbrek yetmezliği, alkolizm, Klinefelter Sendromu, akciğer kanseri, hermafrodizm ve testis tümörleri sayılabilir. İlaç alımına bağlı "farmakolojik jinekomasti"ye ise henüz etki mekanizması tam olarak anlaşılamayan birçok ilaç sebep olur. Bunlar arasında cimetidine (TAGAMET), spironolactone (ALDACTONE, ALDACTAZİNE) sayılabilir.

 

   JİNEKOMASTİ'DE NE YAPMALI ?

    Yapılacak ilk işlem, yukarıda açıklandığı gibi Jinekomasti'nin sebebini bulmaya çalışmaktır. Hastayla ayrıntılı görüşme ve muayene, sebebi hakkında bir yönlendirme yapsa da çeşitli laboratuar tetkiklerine de ihtiyaç vardır. Hasta, plastik cerrah tarafından ameliyat edilmeden önce mutlaka bir endokrinoloji uzmanı tarafından görülmelidir. Plastik cerrah tarafından yapılan muayenede jinekomastinin türü belirlenir. Eğer yağ ağırlıklıysa "adipomasti" adı verilir, ancak daha çok meme dokusu ağırlıklı ise, bu durumda gerçek jinekomastiden bahsedilir.
    Gerek adipomasti gerekse gerçek jinekomastinin tedavisi cerrahidir. Adipomasti'de liposuction yöntemi uygulanır. Gerçek jinekomastide ise ameliyata yine o bölgenin liposuction'u ile başlanır, meme ucundan yapılan küçük bir kesi ile cerrahi olarak devam edilir ve o bölgede büyüyen meme dokusu çıkarılır. Büyük jinekomastilerde deri fazlalığı problem yaratabilir. Bu durumda ya liposuction yapılan yerin kendini toplaması beklenir ya da fazla deri cerrahi olarak çıkarılır.
    Vaser Liposelection ® yöntemi ile yaptığımız bölgesel liposuction, fazla derinin, çıkarılmasına gerek kalmadan kendini toplamasını sağlar ve geniş bir yara izi oluşturmadan ameliyatın tamamlanmasına yardımcı olur. Çıkarılan meme dokusu mutlaka patolojik incelemeye gönderilir. Ameliyattan sonra hastaya, ameliyat yerine baskı uygulayan özel bir kıyafet giydirilir ve bu 3 hafta kalır. Ameliyat, problemi kesin olarak çözer ve sonuçlar memnuniyet vericidir.

Diğer Plastik Cerrahi Ameliyatları

Ben Alma (Nevüs eksizyonu)

 

Nevüsler (benler) derinin en yüzeyel kısmı olan epidermis ile orta kısmı olan ''bazal tabaka'''da bulunan ve deriye rengini veren melanosit'lerden köken alırlar. İyi huylu cilt tümörleri olarak kabul edilirler.
Nevüslerin birçok çeşidi vardır:
- Cildin epidermis ile dermis tabakaları arasındaki geçiş bölgesinde yer alan nevüslere '' jonksiyonel nevüs'' (junctional nevüs) adı verilir.
- Sadece cildin orta tabakası olan dermis'te yer alan nevüsler ''dermal nevüs'' ( intradermal nevüs ) olarak adlandırılır.
- Hem epidermis - dermis geçiş bölgesi, hem de dermis'te olmak üzere 2 bölgeyi işgal eden nevüslere ise ''kompozit nevüs'' ( compound nevüs ) adı verilir.
Epidermis - dermis geçiş bölgesiyle ilişkisi olan nevüsler, yani junctional ve compound nevüsler, en fazla dejenere olma riski taşıyan, yani deri kanserine dönüşme riski en kuvvetli nevüslerdir.
Nevüslerin doğuştan olanları çok seyrek görülür. Genellikle çocukluk ve ergenlik çağında görülmeye başlarlar, gittikçe çoğalırlar ve 40'lı yaşlarda sayı olarak maksimum düzeye ulaşırlar. O yaşlardaki kadın - erkek her bireyde ortalama 20 civarında ben bulunur. İlerleyen yaşlarda bu nevüslerden bir kısmı geriler ve 60'lı yaşlarda sayı olarak azalmış olurlar.
Nevüslerdeki en büyük risk, ciddi bir deri kanseri türü olan malign melanom'a dönüşme olasılıklarıdır. Bu yüzden görünümü şüpheli olarak nitelendirilen benler cerrahi olarak çıkarılmalı ve mutlaka patoljik incelemeye gönderilmelidir.

 

Nevüsler hakkında sık sorulan sorulara bu linkten ulaşabilirsiniz.

Meme Rekonstrüksiyonu
(Meme Kanseri Sonrası)

 

Meme rekonstrüksiyonu, meme kanseri nedeniyle memesi cerrahi olarak alınmış kadınlarda plastik ve rekonstrüktif cerrahi teknikleri kullanarak yeniden meme yapmayı amaçlar. Son yıllarda meme rekonstrüksiyonu meme kanserinin tamamlayıcı tedavisi olarak yerini almıştır ve meme kanseri tanısı konduğunda daha ilk konsültasyondan itibaren tedavi şeması içinde planlanmaktadır. Meme kanseri tanısı konulan bir kadının, alınan memesinin yerine yenisinin yapılabileceğinin bilmesi ve kullanılan teknikler hakkında bilgilenmesi hem kendisi için bir umut kaynağı olmakta hem de geçirilen travmayı bir derece de olsa hafifletebilmektedir. Bilinmelidir ki, meme kanseri nedeniyle memesi alınmış her kadına meme rekonstrüksiyonu yapmak mümkündür.

Meme rekonstrüksiyonu zamanlama olarak 2 şekilde yapılabilir:
Meme alınırken hemen yapılan rekonstrüksiyon: İçinde tümör olan memenin alındığı ameliyat (mastektomi) sırasında yapılır. Ameliyat sonrası ek kanser tedavilerinin devamı açısından her hastaya uygulanamaz, ancak çok iyi tanımlanmış bazı durumlarda uygulanır.
Meme alındıktan bir süre sonra yapılan meme rekonstrüksiyonu: En sık uygulanan rekonstrüksiyon stratejisidir. Eğer meme alındıktan sonra radyoterapi uygulanmayacaksa mastektomiden 3 ay sonra yapılabilir. Ancak radyoterapi öngörüldü ise radyoterapinin sona erdiği tarihten 6 ay - 1 yıl sonra yapılması uygundur.

Meme rekonstrüksiyonu 3 aşamada gerçekleştirilir:
- Alınmış olan memenin yerine yeni memeyi oluşturacak hacim yaratılır,
- Karşı meme dikleştirilerek ve/veya küçültülerek yeni yapılan meme ile simetrik hale getirilir,
- Meme ucu oluşturulur.

Bazal Hücreli Karsinom Tedavisi

 

Bazal hücreli karsinomlar en sık görülen deri kanserleridir. Toplam deri kanserlerinin % 60 - 75'ini oluştururlar. Genellikle fazla güneş görmüş açık tenli kişilerde ve 40'lı yaşlardan sonra ortaya çıkarlar. Farklı klinik görünümlere sahip çeşitleri vardır.
Klinik formları ne olursa olsun bazal hücreli karsinomların 2 temel özelliği bulunmaktadır:
1) Sadece lokal, yani bulundukları yerde derinleşip büyürler ve hiçbir şekilde metastaz yapmazlar yani vücudun başka bir yerine yayılmazlar,
2) Her zaman deride görülürler, hiçbir zaman mukozada (dudak, ağız içi gibi) görülmezler.
Çeşitlerine göre görünümleri farklılık gösterebilir ancak tipik olarak deri yüzeyinde toplu iğne başı ya da mercimek büyüklüğünde yarı saydam ''inci tanesi'' şeklindedirler.
Bazal hücreli karsinomların tedavisi cerrahidir. Çıkarılan parçanın hem kesin tanı için hem de tüm yönlerdeki cerrahi sınırlarının salim olduğu yani kanserli hücrelerin tamamının çıkarıldığından emin olunması için mutlaka patolojik incelemeye gönderilmesi gerekmektedir.
Eğer bazal hücreli karsinom küçük ise genellikle lokal anestezi altında çıkarılır ve çıkarıldığı yer mümkün olduğunca estetik dikişle kapatılır. Ancak aylarca ihmal edilen bazal hücreli karsinomlar gittikçe büyüyüp derinleşirler ve çıkarıldıkları geniş yerin kapatılabilmesi için deri grefti ya da lokal flep gibi daha kapsamlı plastik cerrahi ameliyatları gerektirebilirler. Bu ameliyatlar kapatılacak alanın büyüklüğüne bağlı olmak üzere bazen genel anestezi altında yapılabilir. Bu da her kanser türünde olduğu gibi deri kanserlerinde de erken müdahalenin önemini ortaya koyar.
Burun, kulak, gözkapakları gibi dokuların çok değerli ve rekonstrüksiyonlarının zor olduğu fonksiyonel bölgelerde bazal hücreli karsinomların cerrahi tedavileri 2 aşama gerektirebilir:
1. aşamada gözle görülen büyüklükteki şüpheli parça, çevresinde çok az güvenlik marjı ile çıkarılır, parça patolojiye gönderilir ve ertesi gün patolojiden gelen ''cerrahi sınırlar temiz'' raporundan sonra deri kanserinin çıkarıldığı alanın rekonstrüksiyonuna geçilir. Yani cerrahi tedavinin 2. aşaması 1 - 2 gün sonrasına bırakılmış olur. Bu, ameliyat sırasında ''frozen section'' tekniği'' ile yapılabilecek olan patolojik incelemeden çok daha güvenli bir cerrahi stratejidir.

Ameliyatsız estetik

Mezolift

 

Mezolift, mezoterapinin özellikle yüz, boyun ve dekolte bölgesinin rejenerasyonu ve yeniden canlandırılması (revitalizasyonu) amacıyla uygulanan şeklidir. Diriliğini kaybetmiş kol ve bacak içlerine ve el sırtına da uygulanabilir. Cerrahi bir yöntem değildir. Diğer invazif olmayan gençleştirme yöntemleriyle kombine olarak uygulanabilir.

 

İçinde hyalüronik asit, çeşitli vitaminler, mineraller, oligoelementler, aminoasitler ve koenzimler olan bir karışım, derinin orta tabakası olan dermis'e, çok ince iğnelerle ve birbirine çok yakın olarak uygulanır. Mezolift'in özelliği, cildin ihtiyaçlarına bağlı olmak üzere içeriğinin değiştirilmesi ve dolayısıyla karışımın kişiye özel olarak hazırlanması gerekliliğidir.

 

Mezolift yüz germe ameliyatının yerini tutmaz. Amaç, yorgun, yıpranmış, güneş hasarı oluşmuş, yaşlanma belirtileri göstermeye başlamış ciltlerin canlandırılması, derin tabakalarının nemlendirilmesi, sıkılaştırılması ve dolayısıyla gençleştirilmesidir.

 

Mezolift, optimal etkisini gösterebilmesi için ortalama 5 seans uygulanmalıdır. Seanslar birbirinden ortalama 15 gün – 3 hafta aralıklarla uygulanır. Seanslar ilerledikçe cilt gitgide canlılığını ve diriliğini kazanır. Daha sonra yılda 1 – 3 kez takviye seansları yapılması, etkinin devamı açısından önemlidir.

 

Uygulama her seferinde 20 – 30 dakika sürer, herhangi bir anestezi ve ön hazırlık gerektirmez, ancak uygulama alanlarında iğnelere bağlı küçük morluklar oluşmaması için uygulamadan 1 hafta -10 gün öncesinden itibaren Aspirin ya da kan sulandırıcı başka bir ilaç alınmamalıdır.

 

Uygulama sonrası 1 – 2 günde kaybolacak hafif kızarıklıklar olabilir. Uygulamadan sonra 2 gün boyunca çok sıcak duş alınmaması ve çok sıcak hava üfleyen saç kurutma makinesi kullanılmaması, enjekte edilen karışımın ciltte dağılana kadar bileşiğinin bozulmaması açısından önerilir.

 

Hamilelik, emzirme, aktif akne, ekzema, uçuk (Herpes) ya da ciltte enfeksiyon varlığında mezoterapi uygulanmaz ve geçmesi beklenir.

Saç Mezoterapisi

 

Saç dökülmesinin hızlandığı durumlarda dökülmeyi yavaşlatmak hatta bazen durdurabilmek için kullanılan koruyucu bir yöntemdir. Saçın hayati fonksiyonlarını stimüle eder. İdeal olarak etkisini, saç dökülmesinin henüz saç ekimi gerektirecek kadar ilerlemediği durumlarda gösterir. O yüzden, saç dökülmesinin arttığı farkedildiğinde zaman kaybetmeden başlanmalıdır.

 

15 gün - 3 hafta arayla 5 seans halinde uygulanan bu yöntemde saçın vital fonksiyonlarını canlandıran aktif maddeler çok ince iğnelerle saçlı deriye enjekte edilir. Seanslar tamamlandıktan sonra yıl içinde bir ya da iki ''hatırlatma'' uygulamasının yapılması, etkinin sürmesi açısından önemlidir.

 

Saç mezoterapisi, hem erkeklerdeki hem de kadınlardaki saç dökülmesine karşı etkilidir.

 

Yüz ve Dudak Dolgusu

 

Hyalüronik asit vücutta doğal olarak bulunan bir maddedir. Özellikle deri ve kıkırdak hyalüronik asitten zengindir. Bazı eklem artrozlarının tedavisinde eklem boşluğuna enjekte edilmek suretiyle kullanılırsa da dünyadaki en sık kullanımı estetik amaçla ciltteki kırışıklıkları doldurmak, yüz ve dudak gibi yumuşak dokularda hacim artışı sağlamak amacıyladır. Geri emilimi olan bir maddedir, bu nedenle dolgu etkisi geçicidir. Bu etki 6 - 12 ay sürer.
Yapısı nedeniyle su çeker ve cildin derin tabakalarının nemlendirilmesinde etkilidir. Allerjen etkisi yoktur, bu nedenle enjekte edilmeden önce herhengi bir allerji testi yapılmasını gerektirmez. Farklı konsantrasyonlarda olan çeşitleri, ciltteki çok ince kırışıklıklardan yüz konturlarını yeniden şekillendirmeye kadar geniş bir yelpazede kullanıma olanak verir.
Cildin derinliklerine ya da deri altı dokusuna enjekte edilerek orada dolgu etkisi yaratır ve bu şekilde ince kırışıklıkları doldurarak yok etmiş olur ya da deri altı dokusunun ihtiyaç olan yerlerinde hacim artışı sağlar.

 


Yüz ve Dudak Dolguları hakkında sık sorulan sorulara bu linkten ulaşabilirsiniz.
 

Botox ®

 

Botox tesadüfen keşfedilmiş bir toksindir. Ancak üzerinde yapılan kapsamlı çalışmalar sonucunda uzun yıllar boyunca tıpta estetik dışında bazı hastalıkların tedavisinde başarıyla kullanılmıştır. 1992 yılında yine tesadüf eseri yüz kırışıklıklarını belirli bir süre ortadan kaldırdığı keşfedilmiş ve o günden bu yana da estetik amaçlı kullanımı dünyada çok yaygın hale gelmiş, hatta şu anda dünyada en çok gerçekleştirilen ameliyatsız estetik uygulaması haline gelmiştir. Bir toksin olmasına rağmen insan vücudunda toksik etki gösterebilmesi için estetik amaçlı kullanımda gerekli dozun bir defada birkaç yüz katının kullanılması gereklidir. Yani tedavi dozlarında son derece güvenlidir. Etki mekanizması, içerdiği nörotoksin vasıtasıyla çizgili kasları birkaç ay süreyle geçici felce uğratması yoluyladır. Böylece yüzdeki mimik kaslarının faaliyetinin neden olduğu yüzeyel kırışıklıklar da birkaç ay süreyle yok olmakta, bu da yüzün çarpıcı bir şekilde daha genç görünmesini sağlamaktadır. Tek başına uygulanabildiği gibi, yüz germe, yağ enjeksiyonu, dolgu, peeling, lazer gibi diğer yüz gençleştirme yöntemleriyle kombine olarak da kullanılabilmektedir. Etkisi 4 - 6 ay sürmektedir. Erkeklere ve kadınlara uygulanabilmektedir. Aslında Botox bir marka olup, aynı amaçla kullanılan ve başka marka altında satılan  Botulismus toksini de vardır.

 

 

Botox hakkında sık sorulan sorulara bu linkten ulaşabilirsiniz.
 

 
 

Saç Ekimi

 

Saçlar neden dökülür ?

Erkeklerde ve kadınlarda saç dökülmesinin birçok nedeni vardır. Erkeklerdeki "androgenetik tip kellik ya da "erkek tipi saç dökülmesi" olarak adlandırılan dökülmenin nedeninin kalıtımsal olmasıyla birlikte, saçların dökülebilmesi için "dihidrotestosteron" (DHT) hormonunun varlığı da gerekmektedir. Erkeklerdeki testosteron hormonu 5- alfa redüktaz adlı enzim tarafından dihidrotestosteron (DHT) hormonuna dönüştürülür. Bir erkekte kalıtımsal olarak 5- alfa redüktaz enzimi ne kadar fazla ise saç dökülmesi de o kadar erken yaşta başlar ve kellik de o kadar ileri safhaya ulaşır.

Kadınlarda da saç dökülmesinin en yaygın nedeni yine kalıtımsaldır. Hem anne hem de baba tarafından aktarılabilir. Bunun yanısıra bazı hormonların da kadınlardaki saç dökülmesinde etkili olduğu bilinmekte ise de bu konudaki çalışmalar henüz devam etmektedir. Ayrıca daha seyrek görülmekle birlikte, tıbbi tedavi ile önlenebilir saç dökülmeleri de vardır. Bunlar arasında tiroid fonksiyon bozuklukları, demir eksikliği, yüksek ateşli hastalıklar, genel anestezi ya da yakın zamanda cerrahi işlem geçirmiş olmak, çok sıkı diyet uygulamak, doğum ve kullanılan bazı ilaçlar sayılabilir. Bunun yanısıra bazı saçlı deri hastalıkları da dökülmenin nedenleri arasındadır. Stres de genetik nedenli saç dökülmesini arttıran nedenlerden biridir. Ancak genetik (kalıtımsal) olarak saç dökülmesine eğilimli olmayan kişilerde ve hormonların rolü olmadan tek başına stres bir dökülme nedeni değildir.
Saç dökülmesi konusunda birçok yanlış fikir de ortaya sürülmektedir. Saçlı derideki kan dolaşımının bozulması, saç foliküllerinin deriye açılan deliklerinin tıkanması ya da sık şampuan kullanmak saç dökülmesini arttırmaz.
Her erişkin insan normal olarak günde 30 - 80 arasında saç teli kaybeder. Eğer saç yenilenme fazı dengeli ise bu normal günlük dökülme saç sayısının azalmasına neden olmaz.


Erkek tipi saç dökülmesi, önce ön bölgelerden saçların kalınlığının ve uzamasının azalması şeklinde başlar. Saçların kulak üstü bölgesinden başlayarak ensenin üstündeki bölgelere kadar olanları genetik olarak hayat boyu dökülmemeye programlıdır. Bu yüzden saç ekiminde kullanılan saç folikülleri de hayat boyu kalıcı olmaları nedeniyle bu bölgeden alınmaktadır. Saçları dökülmeye yeni başlamış birisinde saç dökülmesi tıbbi tedavi ile yavaşlatılabilir. Etkili olabilmeleri için bu ilaçların hayat boyu kullanılmaları gerekmektedir.

Saç ekimi kelliğe kesin ve kalıcı bir çözüm sunar.

Hem erkeklerde hem de kadınlarda uygulanabilen ve lokal anestezi altında yapılan cerrahi bir işlemdir. FUE (Foliküler Ünite Eskstraksiyonu) yöntemi en yeni saç ekimi tekniği olarak kendini kabul ettirmiştir. FUE yöntemi "mikrogreft"lerden oluşur ve her her mikrogreft üzerinde 1, 2 veya 3 saç kökü bulunur. Tamamen dökülmüş veya seyrelmiş alana uygulanabilir. Mikrogreft tekniğinin ortaya çıkışı ve başarıyla kullanılması daha ağır olan diğer kellik cerrahisi tekniklerini gereksiz hale getirmiştir. FUE tekniğinde. ensenin üst kısmından yanlara kadar uzanan ve genetik olarak dökülmemeye kodlanmış olan saç köklerinin bir kısmı dökülmüş alanlara nakledilir.

 

Bu teknikte mikrogreftlerin alınacağı bölgede ameliyattan hemen önce saçların çok kısa kesilmesi gerekmektedir.

İLETİŞİM

Adres

Kadıköy Florence Nightingale Hastanesi

Bağdat Cad. No: 63

Kızıltoprak - Kadıköy - İSTANBUL

https://www.florence.com.tr/estetik-plastik-ve-rekonstruktif-cerrahi

Hastaneden randevu için

0.216.450 03 03'den 3497

 
  • Grey Facebook Icon
  • Grey Twitter Icon
  • Grey Instagram Icon

© 2019. Tüm hakları Op.Dr. Cem Zeybek'e aittir.